Barbie : Prensesin Süper Gücü : Filmin Öyküsü


Bir sabah şatodaki yatağında gözlerini açan Prenses Kara olağanüstügüçlere sahip olduğunu fark ediyor! Süper Pırıltılı Kahraman adını alan herkese yardıma koşuyor. Buraya kadar her şey yolunda...Ama Kara rolündeki Barbie ile birliktefantastik bir maceraya katıl ve harika resimlerle süslü bu heyecanlı öykünün tadını çıkar!

Barbie : Prensesin Süper Gücü : Çıkartmalı Faaliyet Kitabı


Yeni Barbıe filmi Barbıe Prenses’in Süper Gücüİle heyecan dorukta!Olağanüstü güçlere kavuşan Prenses Karaile arkadaşlarına katıl ve birbirinden keyifli bulmacalar çözerek eğlen. Haydi, en sevdiğin kalemlerinle boyalarını kap ve macerayı başlat!

Barbie : Prensesin Süper Gücü : En Güzel Süper Kahraman


Prenses Kara’nın çok özel bir sırrı var: Kraliyet görevlerinden veresmi davetlerden arta kalan zamanında o... Bir süper kahraman! Her şey müthiş yolunda gidiyor, ta ki bir başka süper kahraman ortaya çıkana vekrallık büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalana kadar... Acaba şimdi neler olacak? Hyadi, sen de bu süper maceraya katıl! Okuma Bahçesi dizisindeki birbirinden keyifli kitaplarla okuma keyfinin tadını çıkar! 

Harika Çapkın


AŞKTA TECRÜBE DİYE BİR ŞEY YOKTURZİRA HER SEVDA ACEMİ ÂŞIKLARIN BİR OYUNUDUR. ARKADAŞLIK + SEKS = AŞKAŞK - GÜVEN / CESARET = WHW x H = ? Hanna yirmi dört yaşında güzel mi güzel bir bilim insanıdır. Ancak kafasını laboratuvarından dışarı çıkarmadığı için ağabeyi ona en iyi arkadaşı Will'le dışarı çıkmasını tavsiye eder. Will... hani şu Hanna on iki yaşındayken evlerine gelip giden yakışıklı çocuk. Hani şu her kadının hasta olduğu Çapkın Will... Şimdilerde otuz bir yaşına gelmiş olan Will, Hanna'ya “sosyalleşme” konusunda dersler verecektir. Hem de ne sosyalleşme! Ancak bu çapkından alınan aşk ve ilişki dersleri pek yolunda gitmez ve her ikisi de yıldırım çarpmışa döner. Toparlanmak içinse önce kendilerine şu üç harfli malum duyguyu itiraf etmeleri gerekmektedir. “Harika Serisi, tutku dolu bir aşk hikâyesi ile haşarı bir erotizmin kusursuz karışımı. Son kelimesine gelene kadar kitapları elinizden bırakamayacaksınız.”Elena Raines

Barbie : Prensesin Süper Gücü : Çıkartmalı Öykü Kitabı


Yepyeni bir süper kahraman, çok özel süper güçler ve nefes  kesici bir macera...Hepsi de bu harika öyküde seni bekliyor! Olağan üstü güçlere kavuşan güzel Prenses Kara’yı canlandıran Barbie, kötülere karşı koyup iyilere destek oluyor! Çıkartmalarla Tamamlayarak okuyacağın bu öykü kitabına bayılacaksın

Barbie : Prensesin Süper Gücü : Hızlı ve Havalı


Teknoloji ve heyecan dolu bir öykü, güzelleri güzeli bir süper kahraman, bir sürü ilginç bilgi ve harika posterler-muhteşem ve yepyeni Barbie Prenses’in Süper Gücü filmiyle ilgili aradığın ne varsa nu kitapta! Haydi, süper güçlere kavuşan Prenses Kara iel sen de nefes kesici bir maceraya katıl ve sayfalar dolusu eğlencenin tadını çıkar!

Büyülü Zamanlar


Giden Yolcu”nun yazarı Sıtkı Silah ilk romanıyla okurunu selamlıyor Uzun zamandır gitmemişti ofise. Yazamadığı gibi, okuyamıyordu da. Okuyamayınca yazamıyor, yazamayınca okuyamıyordu bir türlü. Okuyamamak zordu. Yazamamak daha zordu. Yazmak da zordu. Kazanmak da zordu, kaybetmek de. Hatırlamamak da zordu, unutamamak da. Saklanmak da zordu. Uzak da yakın da zordu. Gitmek de kalmak da. Beklemek zordu. Beklenmek daha zordu. Bağışlamak da bağışlanmak da zordu. İnanmak da zordu inkâr da. Susmak çok zordu. Kapana kısılmıştı, çıkış arıyordu kendine. Aramak ne zordu. Son birkaç ayda içkiye onca yüklenmesinin de başka bir nedeni yoktu zaten. Bildiği en acil çıkış kapısıydı, sarhoş olmak. O bile emek istiyordu, Tanrım, hiçbir şey kolay değildi!

İslam ve Modern Cihat : İslam Devleti ve Orta Doğu'nun Yeniden Çizilmesi


Ebu Musab El Zerkavi’nin zihninde bir cihat rüyası olarak başlayıp, 1990’lardaki doğuşundan bu yana pek çok isimle anılan IŞİD, büyük bir hızla büyüyerek tüm Orta Doğu boyunca sınırları değiştirecek kadar güçlü, kalabalık ve modern teknolojiyi etkili biçimde kullanan dev bir organizasyon hâline geldi.Peki nasıl oldu da şeriat kurallarını benimseyen ve dünyanın gözü önünde katliamlar yaparak adını duyuran bir oluşum, iki milyar dolarlık bir ekonomi oluşturarak, bu kadar gücü elinde toplayabildi?İslam ve Modern Cihat, dünya çapında Rogue Economics (Düzenbaz Ekonomi) ve Insurgent Iraq (Başkaldıran Irak) adlı kitaplarıyla tanınan terörizm uzmanı Loretta Napoleoni’nin zengin birikimiyle, okuyucuyu bu yapının arkasındaki gerçeklerle tanıştırıyor. İslam Devleti’nin ardındaki liderlerin ilişkileri, elde ettiği finansal güç, askeri alandaki başarıları, medyayı kullanım biçimleri ve Batı’nın bu durum karşısındaki tutumu apaçık bir biçimde anlatılıyor. Oldukça güncel bilgilerin yer aldığı bu çalışma, Fransa’daki Charlie Hebdo katliamıyla birlikte Batı dünyasında daha da yükselen İslamofobinin oluşmasında etkili olan isimleri daha yakından tanımanızı sağlayacak. "Kesinlikle büyüleyici ve ince bir zekâyı yansıtıyor."NOAM CHOMSKY - Başkaldıran Irak adlı kitap için  

Efsuncu Baba


Efsuncu Baba; Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın cahillik ve kültür ikilemini yansıttığı romanlarından biridir. Ebulfazl Enverî Efendi’nin bütün zayıflığı, cahilliğidir. O, ava giderken avlanacaktır; kuşkusuz Hüseyin Rahmi de bu konu aracılığıyla toplumsal yergiden geri durmayacaktır

Andersen'den Masallar


H. C. Andersen’in masalları nükte ve dokunaklılığı bir araya getirir; yazarın hafif ama kurnaz dokunuşları, insanoğlunun bencillik ve budalalığını gösterir. ‘Kral Çıplak’ta, kralın budalalığına işaret etmek için bir çocuk kullanılır ve aşırı kendini beğenmişliği, sonuçta kralı gülünç duruma düşürür. Aptallık cezalandırılır; tıpkı ‘Çirkin Ördek Yavrusu’nun alçak gönüllülüğü ve güzel ahlakının hikâyenin sonunda ödüllendirilmesi gibi, Andersen’in neşeli ve hayat dolu üslubu, ‘Küçük Deniz Kızı’, ‘Küçük Prenses ve Bezelye Tanesi’, ‘Sihirli Kutu’, ve ‘Karlar Kraliçesi’ gibi bu kitaptaki seçme eserlerine yansımaktadır.Bu yaratıcı ve eğlendirici masallar, 150 sene evvel, ilk yazıldıkları zamanki evrensel popülerliklerini bugün de sürdürmektedirler.

İnsan Tanrı ve Ölümsüzlük


“Geçmişte yapmayı denediğim tek şey, insan evriminin bazı safhalarını araştırmaktı. Ve bu kitapta amaçladığım tek şey, araştırmalarımın sonuçlarını okurun insanlığın vahşilikten medeniyete yükselirken çıktığı uzun yürüyüşe dair fikir verecek bir optik cam biçiminde netleştirmektir. Yürüyüş hâlâ devam ediyor ve şüphesiz ki bizden sonra da duraksamadan devam edecek. Varış noktası, geleceğin sis bulutları ardında gizli ve bilinmiyor. Şayet yürüyüşe çıkanlar yanlarına benim eserlerimden birini alırlarsa, belki bu kitap sırt çantalarından birinde bulunabilir.Neyse ki, ağır verileri çıkararak yükü hafifletmeyi denedim. Fakat, yanılmıyorsam, verdiğim bilgiler uzun vadede teorilerimden daha değerli bulunacak ve daha kıymetli görülecektir. Çünkü teoriler gelip geçiyor, fakat veriler kalıcı ve ebedi oluyor, tabii bu sürekli değişen dünyada bir şeyin bakiliğinden söz etmek mümkünse. Öyle tahmin ediyorum ki yazılarım sonraki nesillerin raflarında kendine yer bulabilirse, bunun sebebi antik ve barbar gelenekleri, inançları aydınlatmak için kullandığım teorilerimden daha ziyade tarif ettiği bu gelenek ve inançlar olacaktır. Unutmamalıyız ki kitapların da, insanlar gibi, yazgıları vardır ve büyük çoğunluğu er ya da geç yok olmaya mahkûmdur.Şüphesiz, kendi yazılarım için değerli malzemeler elde ettiğim pek çok kitap da bu kısa ömürlü kitaplar arasında yer alacaktır; gelecek nesiller günümüzde yaşayan bizleri antik dönemdekilerle bir tuttuğu zaman, belki de kitaplarımdan bazıları çoktan tarih olmuş bir vahşilik ve barbarlık belgesi olarak, özgün belgeleri yok olmuş kaynaklar olarak hâlen okunmaya devam edebilir. Öte yandan, bu kitap araştırmacılara daha kapsamlı eserlerimin labirentlerinde rehberlik edecek bir ipucu olarak bir süreliğine faydalı olabilir.”  

La Fontaine Masalları


La Fontaine 8 Temmuz 1621’de Château-Thierry’de doğdu, 13 Nisan 1695’de Paris-Fransa’da öldü. Fransız edebiyatının başyapıtları arasında yer alan fabllarıyla ünlü şair, Reims ve Paris’te okudu, öğrenimini bitirince bir manastıra rahip olmak için girdi; vazgeçti. Hukuk öğrenimine başladı. O da olmadı; yarıda kaldı. Memleketinde evlendi; orada orman memurluğuna atandı, bir süre sonra işinden ayrılarak derbeder bir hayat sürdü. İleri gelen kişilerce korundu. Hayatının sonlarına doğru Fransız Akademisi’ne kabul edildi. Fabl: (fr. Fable: Efsane, masal), hayvanlar, bitkiler ve cansız nesneler arasında geçtiği hayal edilen vakaların hikâyesidir.Fabl’larda vaka kişilerine insan duygu ve karakteri verilerek; hayvanlar, bitkiler ve cansız nesneler aracılığıyla yine insan anlatılmış ve çözümlenmiş olur.Fabl’ın sonunda her zaman bir “ahlâk dersi” (kıssadan hisse) vardır; bu ders kısa, açık ve doğrudur ve mutlaka hikâyenin doğal bir sonucudur.Fabl, bir ahlâk dersi vermek amacıyla yazıldığı için, özellikle çocukların eğitim ve öğreniminde sık sık kullanılmaktadır.

İffet


Hüseyin Rahmi Gürpınar, İffet adlı romanında aşk ve namus konularını irdeliyor. Romanın kahramanı İffet, açlıkla namus kavramı arasında bocaladıktan sonra ölümü yeğliyor. Yazarın hem duygulandıran hem öğreten bir yapıtı daha...  

Pocket Encyclopedia of Raki : 500 Year Legacy


Yayın yönetmenliğini Erdir Zat’ın, editörlüğünü Melisa Kesmez ile Mehmet Said Aydın’ın yaptığı Rakı Cep Ansiklopedisi artık İngilizce’de. Pocket Encyclopedia of Raki, rakı kültürüne dair temel bilgileri okuyucuya sunmak niyetiyle Rakı Ansiklopedisi’nden damıtılan Rakı Cep Ansiklopedisi’nin İngilizce versiyonu. Tarih, edebiyat, mizah, sanat, müzik, sinema, folklor, kent kültürü, eğlence kültürü gibi alanlardan derlenen maddeler rakı jargonunu da ihmal etmedi ve rakının çevresinde oluşturduğu toplumsal-kültürel olguları değerlendiren incelemeleri barındırdı. “Pocket Encyclopedia Of Raki”, Overteam Yayınları’ndan 500 yıllık muhabbet mirasına mütevazı bir katkı daha.

Ernst Bloch’la Söyleşiler


Ütopyanın maddeci teorisyeni, militan optimizmin filozofu Ernst Bloch Marksist felsefenin yenilenmesinde oynadığı rol itibariyle eşsiz, yirminci yüzyıl entelektüel manzarasındaki konumu açısından nevi şahsına münhasır bir düşünürdür.Mit ve pozitivizm, ölüm kaygısı ve ütopya, Marksizm ve bilinç, inanç ve teknoloji, ahlak ve estetik, Umut İlkesi’nin yazarının Michael Löwy, Arno Münster ve Theodor W. Adorno’yla bu kitapta derlenmiş söyleşilerinin başlıca temalarıdır. Georg Lukacs’ın ve Max Weber’in, Hegel’in ve Dostoyevski’nin, Thomas Münzer’in ve Rudi Dutschke’nin misafir edildiği bu tartışmalar Ernst Bloch’un diyalektik fikriyatına nüfuz edebilmek için önemli bir kapı aralar.

Çağdaş Bilim ve Anarşi


19. yüzyılda filizlenen 'anarşi' fikri ve teorisinin başlıca mimarlarından Pyotr Kropotkin, "Çağdaş Bilim ve Anarşi" adlı kitabında, 'anarşi' kavramının nasıl doğal bilimlerdeki gelişmelerden kaynaklandığını ve 'anarşi'yle nasıl bir toplum tasavvur edildiğini anlatıyor.  

Kaktüs Çiçeğinin Sürgünü


Rima’nın artık bu dünyada sahip olduğu tek eşya üzerindeki pembecik entarisiyle pabuçlarıydı. Bilinmeze doğru çıkacakları sürgün yolculuğunda yanına alabileceği ne bir valizi ne bir çantası ne bir poşeti vardı, ne de bunların içini doldurabileceği eşyası. Sadece entarisinin küçücük cepleri. Sarılıp vedalaşabileceği bir insan ya da bir meyve ağacı da yoktu. Köşede dikenleri ve rengini yitirmiş çiçekleriyle boynu bükük duran bir kaktüs sadece... Rima, dikenlerine aldırmadan ve hiç tereddüt etmeksizin kaktüs çiçeğine sarıldı, dibinden aldığı bir avuç toprağı pembe entarisinin ceplerine doldurdu. “Güle güle kaktüs! Güle güle Suriye!” İsmail Keskin, yanıbaşımızdaki kirli savaşta yitip giden mülteci çocukların hikâyelerine omuz veriyor. Halep’ten Gaziantep’e, oradan İstanbul’a, oradan da Edirne ve Meriç’in öte kıyısındaki Evros’a uzanan bu roman, son üç yılda mülteciler ve insan hakları ihlalleri üzerine yazılmış raporlardan yola çıkarak kurgulandı. Savaşın milyonlarca kişiye yaşattıklarına kelimelerle şahit olurken, barışın ve hayatın değerini içinizde hissedecek, “Savaşa karşı herkes bir şey yapabilir!” diyeceksiniz. Ve bakalım güzel yüzlü ürkek ceylan Rima’yı ve Kaktüs ailesini kurtarabilecek misiniz? Ya da kurtaracak mısınız?

Hepimiz Tamamen Kendimizi Kaybettik


Cook ailesiyle tanışın! Birbirini çok seven ama kusurlu insanlardan oluşan bir aile… Anlatıcımız Rosemary Cook’un çocukken yaptığı en iyi şey konuşmakmış. O altı yaşındayken korkunç bir olay olmuş, o kadar korkunç ki, Rosemary’yi sessizleştirmiş ve ailesini mahvetmiş. Şimdi, onun hayran olduğu ağabeyi bir terörist olarak FBI tarafından aranıyor. Hayat dolu bir kadın olan annesi artık bir hayalete dönüşmüş durumda; akıllı ve buyurgan babası ise kara kara düşünen, mesafeli bir adam.Ya Rosemary’nin sevgili kız kardeşi, yaptığı her yaramazlıktaki suç ortağı  Fern? Onun kaderiyse, ailesinin asla hayal edemeyeceği kadar korkunç!   “Bu unutulmaz roman sıradışı bir ailenin kalbine yapılan gizemli ve güzel bir yolculuk, ‘insan’ olmanın anlamı üzerine bir uyarı öyküsü. Sonunda, yalnızca yüreğinizi burkmakla kalmıyor; onu ele geçiriyor ve geri vermiyor.”    Dan Chaon “Bir kitap beni bu kadar duygulandırmayalı seneler oldu. Sabahın üçünde bitirdiğimde ağladım, sonra son bölümü bir kez daha okudum ve yine ağladım.”   Ruth Ozeki  “İnsanlar bir şeyin mükemmel olduğunu anlatmaya çalışırken akıl almaz ve inanılmaz der ya? Karen Joy Fowler’ın yeni kitabı mükemmel: kesinlikle akıl almaz ve tamamen inanılmaz, komik, etkileyici, eğlenceli bir kitap, aynı zamanda bilim tarihindeki utanç verici bir dönemle dürüst bir yüzleşme.”   Mary Doria Russell

Tetiği Sen Çek


Gülüşlerim, kuşlar gibi özgürdü, Hayattan ilk darbeyi yiyene kadar. Sonrasında o çıktı karşıma… Bana elini uzattı, kör kuyulardan çıkardı, Gökyüzündeki yıldızlardan saçlarıma taç yaptı. Ama hiçbir şey göründüğü gibi değilmiş. En kuytu köşede, hayattaki en değerli varlığıma hançer sapladı,  Bilseydi ki o hançer aslında benim yüreğime girmişti… Karanlıklardan korkar oldum, Sabahları güneş doğacak mı diye bekledim. Gündüzlerim, intikam yeminimle karardı, Gökyüzündeki ay, öfkemle parladı, Efkârla tüttürdüğüm sigaramın dumanında, Kahpeliklerini, zalimliklerini görür oldum... Bu ömür, nasıl bir yol çizecek bana? Hangi sokak, hangi cadde, götürecek beni ona? Kum saatinde akıp giden taneleri sayar oldum, Onunla hesaplaşmak için… Ve o gün geldi… Okuduğun satırlardan o kadar çok etkileneceksin ki, Tetiği sen çekeceksin!

Duygu Simyacısı


Mucizeler sadece Bilgilere değil, tüm insanlara aittir... Gerçek Bir Simyacı Olarak Duygularını Mucizeye, İlişkilerini Altına Dönüştürmek İster Misin? Çekim Yasası ile değil, sadece Yaradan’a teslimiyet yolculuğu ile hayatında mucizeler yaratma fikrine ne dersin? Peki ya çok zahmetli olduğunu düşündüğün kişisel duygu temizliğini ve dolayısıyla ilişkilerini doğru yönlendirebilmeyi tek başına, kimseden yardım almaksızın başarmaya ne dersin? Kaderine küsme! Esaret, Yaradan’ın verdiği kader planı değil, planın getirdiği kısırdöngülerdir. Oysa, hayatını bir hapishane olarak değil, mutluluk ve özgürlük ile örülmüş sanat eseri gibi yaşayabilirsin… Eminim, bunun pek çok yolu vardır. Ben sadece keşfettiğim yolu seninle paylaşmak arzusundayım.

Bana Kadar Yolun Var


Düşe kalka öğreniyorum sensizliği, önce anılarından arınacağım, sonra nefesime sinen hayaletinden... Nasılsa temizleniyorum yavaş yavaş, yokluğunda geceme sinen kâbuslardan... Çok bir beklentim de yok zaten, tebessüm edebilsem yeter sanki... Hem çok güzel mazeretlerim var benim, hayal kırıklıklarımın üstüne serdiğim... Her şeyi geride bırakma çabam bu kendimi kandırışım... Sanırım beceremiyorum ben bu işi, yok mu elini uzatıp bu dipsiz kuyudan beni çekip çıkaracak birisi... İçimde bastırdığım koskoca bir çığlık yardım istiyor: “Beynime kürtaj talep ediyorum, alın şu piçi aklımdan!” Pardon bayım, siz bu aşktan gittiniz diye iflas tabelası mı asacaktık yüreğimize? Aslında yoktun, olduğunu düşünmek hoşuma gidiyordu sadece... An geliyor insanlar kıbleyi şaşırıyor, ben yanlış kişiye âşık olmuşum çok mu! Büyük düşün! Kaç kadın şiir edebilir ki seni?

Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü


Telos Yayınevi Freud’un temel metinlerini Almanca aslından çevirileriyle ve yeni terim önerileriyle yayınlamaya devam ediyor. Psikanaliz Dizisi’nin yeni kitabı: Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü. Bastırma kavramı psikanaliz kuramının kalbinde yer alır. Freud’un deyişiyle: “Bastırmayı merkeze alıp psikanaliz kuramın bütün öğelerini onunla ilişkisinde konumlandırmak olasıdır.” Kitap 1915 tarihli Bastırma makalesi ile birlikte 1939 yılında ilk basımı yapılan Musa ve Tektanrılı Din adlı yapıttaki Bastırılanın Geri Dönüşü pasajını ve 1923 tarihli Hayırlama makalesini Oya Kasap’ın yetkin çevirisiyle bir araya getiriyor. Cemal Dindar’ın Bastırma ve Psikanalizin Diyalektiği başlıklı sunuş yazısı psikanaliz kuramının gelişimi ve diyalektiği üzerine bir değerlendirme içeriyor: Freud, 1915 tarihli Bastırma makalesinde psikanalizin diyalektiğini düşünmenin birçok ipucunu vermektedir. Öncelikle bastırma da dâhil ruhsallığın insanın ‘oluş’uyla ortaya çıktığını, başlangıçtan verili olmadığını ileri sürerek: “Bastırmanın kökensel olarak mevcut olan bir savunma düzeneği olmadığı, bilinçli ve bilinçsiz ruhsal etkinliklerin keskin bir ayrımı gerçekleşmeden oluşamadığı ve özünün ancak bilinçli olanın reddedilmesi ve uzakta tutulmasından oluştuğu sonucuna varmak zorundayız.” Haz - hazsızlık diyalektiğinin bir türevi olarak bastırma, sıklıkla düşülen bir hatayla sadece bilincin bir etkinliği gibi yorumlanıyor. Oysa Freud, Hegel mantığının oluş, nicelik, itme, çekme, devinim gibi önemli kavramlarını kullanarak bastırma işleminde bilinçli olandan bilinçsiz olana ve bilinçsiz olandan bilinçli olana, çifte geçişe özellikle vurguda bulunuyor…”  

Avrupa Birliği Ülkelerinde Yaşlılara Yönelik Uzun Süreli Bakım Sistemleri ve Uygulamaları


Nüfusun yaşlanması, uzun süreli bakım hizmetlerinin planlanması ihtiyacını doğurmuştur. Sağlık ve sosyal hizmetlerin ağırlıkla kamu tarafından karşılandığı birçok Avrupa ülkesi ve bazı gelişmiş ülkelerde, yaşlanmayla ortaya çıkan sağlık ve bakım ihtiyacının karşılanması, sosyal güvenlik sistemi içerisinde sağlık bakımının yanında “uzun süreli bakım” sistemi olarak ele alınmaktadır. Uzun süreli bakım sisteminin planlanması, kaynak ihtiyacının belirlenmesi ve finansmanının sağlanması için farklı kamu programlarının, farklı sektörlerin ve özel girişimlerin koordineli bir şekilde yapılandırıldığı yeni yaklaşımların oluşturulmasına yönelik çalışmalara ihtiyaç vardır.Ülkemizde son yıllarda yaşlılara yönelik sosyal politikalarla ilgili çalışmalar yoğunluk kazanmıştır. Bu kapsamda farklı ülkelerin deneyimlerinin karşılaştırmalı olarak gözden geçirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada; başarılı ülke örneklerinden Almanya, Belçika, Danimarka ve Hollanda'nın uzun süreli bakım sistemlerinin Türkçe çevirileri yer almaktadır.Bu yayının temel amacı, Avrupa Birliği ülkelerinin uzun süreli bakım sistemlerinde uyguladığı farklı organizasyon yapıları, hizmet sunumu ve finansman yöntemleri ile ortaya çıkan deneyimleri aktarmak ve Türkiye'de uzun süreli bakım sisteminin oluşturulması çalışmalarına ışık tutmaktır.

Orası Kamusal Alan : Siyah Beyaz Tarihine Kişisel ve Kolektif Bakışlar


Siyah Beyaz Tarihine Kişisel ve Kolektif Bakışlar1984'ten bu yana Türkiye'nin çağdaş sanat ortamı içerisinde sergileri ve çeşitli faaliyetleriyle yer alan Siyah Beyaz Sanat Galerisi, 30. yılı kapsamında hazırladığı; kurumun tarihiyle organik ilişki kurmuş kültür profesyonelleri ile yapılan görüşmelerin ve değerlendirmelerin ışığında  "Orası Kamusal Alan" doküman kitabını hazırlamıştır.Evrim Altuğ tarafından hazırlanan kitap, "Okumalar ve Tanıklıklar", "Sahneler", "Odaklanmalar" ve "Röportajlar" olmak üzere dört bölümden oluşur. Siyah Beyaz tarihi üzerinden, dönemin Türkiye ve dünya sanat ortamıyla ilgili genel değerlendirme ve incelemeleri içerir. 2010 yılında yönetmen Ahmet Boyacıoğlu tarafından çekilen, uluslararası ödüllü 'Siyah Beyaz' filmi hakkında çıkan yorum ve eleştiriler ile filme dair bilgilerin verildiği özel bir bölüm de yer almaktadır. Öte yandan, kurumda açılmış sergilerin arşiv niteliğindeki dökümü ve bu sergilere dair yazıların envanteri ile kimi sergilerin günümüze izdüşümleri üzerine değerlendirmeler de bulunmaktadır. Galericilerin, sanat eleştirmenlerinin, mimarların, akademisyenlerin ve gazetecilerin de içinde bulunduğu 45 kişiyle yapılan röportajlar ise Türkiye çağdaş sanat belleğinin yazılı bir tarihi olarak kayda geçmektedir

Thrive : Başarı İçinizdedir


Huffington Post’un kurucusundan başarının yeni tanımı: Sağlık, Bilgelik, Mucize ve Özveri Duvarları süsleyen çerçeveli diplomaları, sertifikaları, unvanları, terfileri, beş yıllık kariyer planlarını, göz kamaştırıcı CV’leri, uykusuz geceleri, her şeyi önüne katıp götüren rüzgâra bırakın. Orada öylece kalın, dünya, siz ve içinizdeki müzik... Ölümünüzü düşünün, öldükten sonra arkanızdan söylenecek sözleri... Duydunuz mu kimse madalyalarınızdan, plaketlerinizden bahsetmiyor! İçinizden yansıyan iyilikten, çevrenize kattığınız güzellikten, erdemlerinizden söz ediyor insanlar. Nihayet başarının içinizde ve kaynağını hayatın kendisinde bulan sonsuz bilgeliğinizde olduğunu anladınız... Başarılı ve erdemli bir insan olduğunuzu söyleyecekler, çünkü Arianna Huffington’ın Üçüncü Ölçüt adını verdiği Sağlık, Bilgelik, Mucize, Özveri kavramlarıyla toplumsal ve bireysel mutluluğun nasıl yakalanacağını öğrendiniz... Başarı hiç bu kadar “insani” tarif edilmemişti. Huffington, günümüz başarı ölçütlerinin tutsaklaştırdığı insanları içsel zenginliklerine kavuşturup özgürleştirerek gerçek başarıya ve mutluluğa ulaştırıyor. Arianna Huffington, Thrive/Başarı İçinizdedir’de gerçekte kim olduğumuzla bağlantıya geçerek hayatımızı kendi kurallarımıza göre yaşayabilmemiz için hepimizi teşvik ediyor. Bu kitap, gündelik hayatta yaşadığımız sorunlarla baş etmek için, sağlıklı uykudan iç sesimizi dinlemeye kadar uzanan çeşitli yöntemler önererek gözden geçirdiğimiz hayatlarımızı daha özgün ve tatminkâr kılmamızı sağlayacak bir yol çiziyor.Sheryl Sandberg, Lean In’in yazarı, Facebook’un Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdürü Yazar HakkındaArianna Huffington, Huffington Post Media Group’un kurucu ortaklarından, Amerika’nın en çok okunan haber sitelerinden, Pulitzer Ödüllü Huffington Post’un yazı işleri müdürü. Huffington, birçok ulusal gazete ve dergide köşe yazarlığı yapıyor. 14 kitabı var. Time dergisinin “Dünyanın En Etkili 100 İnsanı” ve Forbes’in “En Güçlü Kadınlar” listelerine girmiştir.


Beni Hatırla ?

Şifremi Unuttum ?