Stardoll El Kitabı


Selam Stardoll,Stardoll'’un ilk kitabına hoş geldin. Elinde tuttuğun bu kitap sana şöhret, moda ve arkadaşlık konularında rehberlik edecek!Stardoll dünyasına ait her şeyi seninle paylaşmak istiyoruz.Bu rehber sayesinde kendi MeDoll'unu yaratacak ve evini istediğin gibi süsleyebileceksin. Ayrıca yeni kulüpler kurabilir ve dünyanın her bir tarafından gelen Stardoll arkadaşlarınla partiler düzenleyebilirsin.Kısacası; yapılacak çok şey var,ihtiyacımız olan tek şeyse sensin! Stardoll, İnternet üzerinde kızların kendini ifade etmesini ve moda kurgulama oyunu oynamasını sağlamak üzere geliştirilmiş birkaç oyundan birisidir. Tüm dünyada kızlar tarafından büyük bir hayranlıkla takip edilen ve çokça ün kazanan Stardoll’un kitapseverler için geliştirdiği bu projeyi sizlere sunmanın heyecanını yaşıyoruz..

10 Milyar


Bu yüzyıl sonunda dünya nüfusunun 10 milyarı geçeceğini öngören bu kitapta, insanlığın çevreye, hayvanlara, doğal kaynaklara nasıl hasar verdiği anlatılıyor. Artan nüfus ile su ve gıda yetersizliğine, ormanların yok edilmesiyle oluşturulacak yeni tarım alanlarının çok sayıda hayvan ırkının sonunu hazırlayacağına, araç kullanımı ve hava kirliliğinin doğru orantıda artacağına ve çevreye verilen bu büyük zararların sel, deprem, hortum gibi doğal afetlere neden olacağına değinen 10 Milyar, istatiksel verilere ve politikacıların görüşlerine yer vermeyi de ihmal etmiyor. Dünyamızın tahribinin tek sorumlusu var: İnsanoğlu. Tüm bu hasarı ortadan kaldıracak tek ırk, yine insanoğlu. Hasarın onarımıyla ilgili kafanıza takılan tüm cevapları bu kitapta bulacaksınız.

Bir Gece Yetmez


Charlotte sosyeteye dâhil olan ve servetini yitirmiş bir ailenin en büyük, en güzel kızıdır. Babasının alkol ve kumar sorunları yüzünden zengin biriyle evlenmek zorundadır ve babası bu konuyla ilgili sürekli onu sıkıştırmaktadır. Sosyetede güzelliği ile ün salmış olan Charlotte, aynı zamanda soğuk, mesafeli tavırlarıyla herkesi kendisinden uzaklaştırmaktadır.Bir gün babasından, kumar borcu karşılığında kızını ortaya koyarak son bir oyun oynaması istenir. Oyunu kazanıp hem borçlarından kurtulacağına hem de kızını koruyacağına emin olan adam, oyunu kaybeder. Charlotte, babası tarafından kumarda kaybedilmiştir artık. Hem de şehrin kumarhanelerini yöneten karanlık ve çok güçlü Roman’a karşı. “Anne Mallory, klasik aşk hikâyelerine yepyeni bir soluk katıyor.”Teresa Medeiros

Geçmiş Uzakta Bir Deniz


Kız kardeş gibi büyümüş iki arkadaş: Charlotte ve Nicole. Yıllar onları ayırıp, hayatlarını birbirinden son derece farklı denizlere sürüklemeden önce, birçok şey paylaşmışlardır. Charlotte gezgin bir yazar olarak yaşamına devam eder. Nicole ise evlenmiş ve yemek tariflerini paylaştığı bir blog kurarak popüler hale gelmiştir. Tariflerini kitap haline getirme hevesinde olan Nicole, eski dostu Charlotte’tan yardım ister ve yıllar sonra, birlikte bir yaz tatili geçirmeleri için onu yanına davet eder.Gençlik günlerini geçirdikleri doğa harikası adada bir araya gelirler. Nicole’ün ada mutfağıyla ilgili yazacağı kitap için çalışırken aldıkları beklenmedik bir haber ve karşılaştıkları eski bir tanıdık, onlar için geçmişin kapılarını yeniden açar. İki seçenek vardır önlerinde. Yüzleşmek ya da kaçmak. Yıllar önce aralarına giren sır, yıllar sonra bir yaz günü onları bir araya getirebilecek midir?

Tütmeyen Baca


 Felek benim yüreğime daldı, Kopardı bir iki parça birazını da aldı. Direndim ona vermedim hepsini, Ben bende kaldım o darda kaldı. Aldım kalemimi, yazdım hayatı, Okuyan anladı izi bende kaldı. Bu yaşanmış hayatın bedeli ödendi. Gençlere mirastır bu bedel, Pay almak isteyene kaldı.       

Yeni Medya Araştırmaları


            Tarihsel süreçte endüstri ekonomisi ve hiyerarşik örgütlenme modelinden ağ toplumuna dönüşümü hızlandıran İnternet, aynı zamanda medya teknolojisi ve sayısal kültür tarihinin de dönüm noktasını oluşturmaktadır. İnternet ve mobil iletişim kullanımının yaygınlaşması ile birlikte gelişen yeni medya ortamları kişilerarası iletişimden eğitim süreçlerine, siyasetten toplumsal hareketlere ve iş dünyasına kadar yaşamın hemen her alanını etkileyip dönüştürmektedir. Nesnelerin İnterneti ve akıllı kent uygulamaları gibi bir çok yeni yaşam biçimi ile karşı karşıya olduğumuz Web 4.0 döneminde ağ teknolojilerinin yaşam tarzımıza ve bakış açımıza birçok yenilik getireceği öngörülmektedir.            Yeni medya ortamlarındaki gelişmelerin dinamizmi elinizdeki derleme kitabı oluşturmamızın temel nedenidir. Bu bağlamda yapılacak yeni akademik çalışmalara ve kamusal tartışmalara gerekli olan kavramsal zemini, çeşitli alanlardaki uygulama pratikleri eşliğinde sunmayı amaçlayan derleme: siyasal iletişim, yerel kimlik temsilleri, aktivist hareketler, kişilerarası iletişim, halkla ilişkiler, alternatif habercilik, gençlerin ekranla tanışma hikayeleri, üre-tüketicilik ve katılım olgusu olmak üzere sekiz ana eksenden oluşmaktadır. Yeni medya ortamlarının yaşamımızdaki çok boyutlu yeri şüphesiz ki önümüzdeki süreçte disiplinlerarası birçok yeni çalışmaya zemin oluşturmaya ve bu ortamdaki iletişim biçimlerini enine boyuna araştırmamızı sağlamaya devam edecektir. Derlemede yer alan on bir araştırma yazısı bu çalışmalara kaynaklık etmeyi amaçlamaktadır.  

Şair Bu Dizelerinde Dayak İstiyor


 Hep içimden geldiği gibi,  kafiye zincirinde, kendi yörüngesinde,  tüm samimiyetimle, konuşur gibi,  hatta bazen söver gibi, “ne sevdiği belli,  ne sevmediği” der gibi ve kokusunu  hiç bilmediğim bir hanımeli, sokağın başında duruyor karşımda, gitmek ister gibi,  belki de çoktan gitmiş gibi…   Kuramadığım o cümleler, ah o sesler,  bir araya gelseler tüm evrenin ahı ceplerime dolardı. Şimdi bir yerlerde uyuyamayanlar,  bir türlü anlatamayanlar, Cihan Uysal’ın da dediği gibi;  buyursunlar; şair bu dizelerinde dayak istiyor.

Aşı

Kriz Yönetimi


Elinizde bulunan eser, Türkiye’nin dört biryanındaki üniversiteler bünyesinde akademik faaliyetlerini sürdüren, alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla hazırlandı. Uzun soluklu, titiz ve özverili bir çalışmanın ürünü olarak hayat buldu. İlk olarak, çok yönlü editöryel incelemeye tabi tutuldu, ardından da bununla yetinilmeyerek oluşturulan yayın kurulunca bilimsel kriterler açısından tekrar bir değerlendirmeden geçirilmek suretiyle son şeklini aldı. Krize ve kriz yönetimine iletişimsel temelde çözüm odaklı stratejik yaklaşımlar sergileme iddiası taşıyor. Yazarlar bölümleri kaleme alırken, kendi uzmanlık alanları doğrultusunda krizi ve kriz yönetimini değerlendirerek etkileşimsel bir bakış açısıyla çözümler ve görüşler ortaya koyuyor. Krizin ve kriz yönetiminin çok boyutluluğunun farkındalığı içerisinde, gerek krize gerekse kriz yönetimine farklı perspektiflerden bakabilme gayreti kitabın genel dokusunda hissediliyor. Konuyla ilgili akademisyenlerin, lisans ve lisansüstü öğrencilerin yanı sıra, farklı sektörel yapılar içerisinde faaliyet gösteren uygulayıcılar için de çok yönlü ve nitelikli katkılar sağlayabilecek bilgiler içeriyor. Kriz öncesinde yapılacak hazırlıklardan, krizin yaşanmasıyla devreye sokulacak planlara, sonrasında gerçekleştirilecek strateji ve uygulamalara dek her dönemin kendine özgü gereklerini de göz ardı etmeksizin getirilen yaklaşımlar, merak uyandırıcı, düşündürücü ve çıkarsama yapmaya yönlendirici bir işlev üstleniyor. Sahip olduğu tüm bu özellikleriyle de kriz yönetimi alanıyla ilgili bir boşluğu doldurma, literatüre katkıda bulunma potansiyeli taşıyor.      

Ayla : Boyalı Mağaralar Diyarı


Boyalı Mağaralar Diyarı’nda, Jean M. Auel, Buzul Çağı dönemini anlattığı “Yeryüzü Çocukları” serisine görkemli bir kapanış yapıyor. Modern bilim kurgunun sıra dışı ve sevilen kahramanlarından Ayla, doğayı ve insanları ilgiyle, sezgileriyle ve hepsinden önemlisi cesaretiyle keşfetmeye devam ediyor. Ayla; eşi Jondalar, altın rengi saçlara sahip kızları Jonayla, harikulade dostları Kurt, sadık atları Whinney, Yarışçı ve Gri’yle birlikte Zelandonii’nin Dokuzuncu Mağarası’nda yaşıyordu. Birlikte yiyecek aramak için av partilerine katılıyor, sosyalleşmek için Yaz Toplantıları’nı ziyaret ediyorlardı. Karşılarına çıkan engeller ne olursa olsun, Ayla’nın yaratıcı ruhu günlük yaşamın zorluklarını azaltmanın yeni yollarını bulabilirdi. Lezzetli yemekler yapmak için vahşi bitkiler keşfetmek, Zelandoni’nin uzun yolculuklarda zorlanmaması için yeni teknikler üzerinde çalışmak, bir şifacı ve lider olarak hünerlerini sergilemek tam da Ayla’ya göreydi. Bilgeler tarafından çırak olarak seçilen Ayla, bir yandan da topluluğun ruhani lideri olma yolunda riskli bir eğitime başlamıştı. Tehlikeli eğitim süreci onu ailesinden uzak kalmaya zorluyordu. Ayla’nın yetim bir çocuk olarak düşmanca bir ortamda büyürken kazandığı bilgelik, Zelandonia’nın liderliğine doğru emin adımlar atarken daha da derinleşecekti. Ancak Ayla’nın Zelandoni olmak için geçmesi gereken son bir test vardı ve bu kez işi hiç de kolay değildi.  Büyüleyici bir drama, detaylı bir araştırma, şaşırtıcı ayrıntılar ve usta anlatım tarzıyla Boyalı Mağaralar Diyarı, son sayfaya kadar okuyucunun ilgisini çekecek etkileyici bir medeniyet resmediyor. Çok sevilen “Yeryüzü Çocukları” serisi de beklenmedik bir sonla noktalanıyor.  “Auel, Boyalı Mağaralar Diyarı boyunca karakterlerini efsanevi şekilde iyi kurgulamış. Ayla’nın yolculuğu hayranlarını büyülüyor ve seriyi çoksatar bir fenomene dönüştürüyor.” LOS ANGELES TIMES

Aşk Meselesi


Bir kadın eski bir aşkı için sahip olduğu her şeyi riske mi atmalı yoksa güvenli yaşamına sımsıkı tutunmalı mı? Laura Quick, hiç beklemediği bir anda, kendini ulusal bir televizyon kanalında, tuhaf bir bilgi yarışması sunarken bulmuştu. Ama yarışmacılardan biri, karşısında görmeyi en son umduğu kişiydi: Eski erkek arkadaşı Luke.Hâlâ kocası Nick’in ortadan kaybolmasıyla baş etmeye çalışan Laura, kocasının kıyafetlerini evden -ve onunla ilgili anılarını da aklından- atabilmeyi henüz başarmıştı. Tam bu sırada yakışıklılığından hiçbir şey kaybetmemiş eski erkek arkadaş Luke’un, altı yaşındaki kızı ve köşe bucak kaçılan eski karısıyla birlikte ortaya çıkması bir işaret miydi acaba?Laura’nın kız kardeşleri Luke’un bir fırsat olduğunu düşünüyordu. Genç kadının Nick’i unutması ve hayatına devam etmesi için mükemmel adam çıkagelmişti işte. Ancak Laura o kadar da emin değildi. Eski aşkına ikinci bir şans vermeli miydi? Peki kocası Nick’le yolunda gitmeyen neydi ve Laura en yakınlarını gerçekten ne kadar tanıyordu? Her soru onu aradığı cevaptan uzaklaştırırken, belki de en doğrusunu sadece kalbi biliyordu... “Wolff komik, büyüleyici, elinizden bırakamayacağınız romanlar yazıyor.” - MARIAN KEYES “Kaderine boyun eğmiş yalnız bir kadının dünyası, eski erkek arkadaşının ortaya çıkışıyla sarsılıyor. Bayılacaksınız.” – HEAT

Tanrıya Sitem


İnsanlar dünyaya Tanrı’nın kodladığı bir hayatı yaşamaya geliyorlar. Yaşayacaklarından bihaber olan herkese bir görev, bir rol veriliyor ve onu yapmaya başlıyoruz ama başımıza neler geleceğini bilmiyoruz. Uğraşıyoruz, çabalıyoruz, her şeyi yaptığımızı zannediyoruz.  Bir bakıyoruz ki kader bizi alıp oradan oraya sürükleyip savuruyor; farkında olamıyoruz, fark ettiğimiz zaman her şey geçmiş oluyor. Niye sanki böyle hırs yaptım diye hayıflanıyoruz.  HEYHAT ARTIK ÇOK GEÇ. Ne yapsan BOŞ! İnsanların böyle hırs yapacaklarına sevdiklerinle, özellikle evlatlarına daha çok zaman ayırmalarını naçizane tavsiye ediyorum. Hayatta hiçbir şeyinizi ertelemeyin, her istediğinizi anında yaşayın, hayat çok kısa.  Siz de bu hayat hikayesini okuyunca hak vereceksiniz  

Ben Nerdesin


Çiçeklerden habersiz, bir nisan yağmurundaBir kış gününde, kalleşçe karların altındaBir dikenin en koyu en beyaz yerinde Aradım durdum, beyazını, siyahını Ben! Nerdesin?  Bazen içimde bir firavunsunBazen içimde bir melek gibi durursunYa hep acı ya hep sevgi olursunEtrafımda dans edip ulursun Ben! Nerdesin? Bir bomba olup inersin kafatasımaSarsılırım deprem olmuş gibiBir sille atarsın yüzümdeki en ince damarımaSavrulurum volkan düşmüş gibiHala sarılırım, sanki annemsin, sana.Ben! Nerdesin? ‘Ben’ çok uzaklarda olacağım. ‘Ben’den uzak duramazsınız. Ne kadar uzaklaşırsanız uzaklaşın, içinizdeki ‘Ben’le eninde sonunda hesaplaşacaksınız, hesaplaşmak zorundasınız.  

Terapide Yeni Ufuklar II : Modern Postmodern ve Kısa Terapiler


İki ayrı seri olarak hazırlanmış olan Terapide Yeni Ufuklar psikolog ve psikolojik danışmanların hatta psikoloji ile ilgilenen herkesin terapilere karşı bakış açısını bir kez daha gözden geçirmelerini ve yeni farkındalıklar kazanmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Her iki kitapta yer alan terapi teknikleri, özellikle alışılmışın dışında metotları içeren tekniklerden seçilmiştir. Bu tekniklerin günümüzde psikolojiyle ilgilenen psikolog ve psikolojik danışmanların terapötik ortamdaki yaratıcı düşüncelerine katkı sağlayacağı ve hareket getireceği umulmaktadır. Psikoloji ve psikolojik danışmanlık öğrencilerinin alanda yetişirken ihtiyaç duydukları ve eksikliğini hissettikleri pratik ve işe yarar müdahaleleri kazanmalarının en etkili yolu, modern, postmodern ve kısa terapilerle tanışmalarıdır.

Beyazı Yakalayın


Bazen bir çıra oldu, gönlümüzde tutuştu.Bazen gözyaşı oldu, ifade edemedik.Bazen bir koku sindi, içimize derinden.Bazen bir ses işittik, bir mana veremedik.Bazen dokunduk ona veya öyle zannettik.Bazen bir şarkı oldu, dilimizde tatlandı.Beş duyuya hükmetti, ayrı düştüğü zaman.Yanı başımızdayken, kıymetini bilmedik.

Renkli Matematik Dünyası 2 : 1'den 5'e Kadar Sayıları Öğrenme

Carbonia : Bir Zamanlar Hepimiz Komünisttik


Muhalif, öfkeli ve mücadeleci bir gencin öyküsü. Önce kendisinin olmayan, inanmadığı ve zorla götürüldüğü bir savaşa katılır. Nazi esir kamplarında mahkûm olur ve oradaki bütün dehşeti ve baskıyı görür. Savaş bittiğinde İtalya’ya döner, ülkenin en büyük kömür madenlerinin bulunduğu Carbonia’ya gelir. Savaşın dehşetinden, açlıktan, ölümden ve hastalıktan geriye kalan binlerce insan vardır Carbonia’da. Hayatta kalmanın en zorlu ve zorunlu yollarından biridir madende çalışmak. Hem çok yoğun bir emek sömürüsü hem hala devam eden faşist saldırlar hem de savaş sonrası yoksulluk vardır. Ama bunca acıyı görmüş ve artık kendilerinden başka hiçbir şeye güvenmeyen madenciler örgütlenirler, tek dayanakları kaybetmedikleri onurları ve yan yana duruşlarıdır. Karşılarında hem patronlar hem faşistler hem de devlet vardır. Bitmeyen bir mücadeledir bu ve çok şiddetlidir. Carbonia’daki maden işçilerinin grevi herkesin grevi olur, tıpkı komünizmin herkesi birleştirecek ve savaş sonrası sessizliği parçalayacak tek olanak olması gibi…  

Sermayenin Komünizmi : Finansallaşma Biyopolitik Emek ve Küresel Kriz


Sermayenin Komünizmi’nde Marazzi, maddi olmayan emeğin, genel zekânın ve toplumsal elbirliğinin kapitalizmin ihtiyaçlarına göre dönüştürülmesinin fiili tekniklerinin bireysel borçlanma ve finansal piyasaların yönetimi olduğunu ileri sürer. Fordist dönemde, kâr, ücret ve rant kategorileri arasındaki orantısızlıklar temelinde açıklanan geleneksel finanslaşma süreçlerinden farklı olarak, post-Fordist dönemdeki finansallaşmanın toplumsal ve bilişsel üretim süreçlerine uyarlanmış yeni bir kapitalist birikim tarzı olduğunu belirtir. Yine Fordist dönemde doğrudan ücret ilişkisiyle tahakküm altına alınan emeğin, post-Fordist dönemde finansal araçlarla sermayeye tabi kılındığını, üretim süreçleri ile ilişkisinin borçlanma sayesinde kurulduğunu söyler. Marazzi’ye göre fabrikadan toplumsal fabrikaya geçişle birlikte finansallaşma, üretim ve yeniden üretim arasındaki ayrımı ortadan kaldırmış ve bu ayrıma dayalı değer üretme ilişkisini ve egemenlik biçimini dönüştürmüştür. Bu anlamıyla yeniden üretim alanlarının metalaştırılması, üretim süreçlerinin esnekleştirilmesi, emeğin güvencesizleştirilmesi ve geleneksel emek örgütlerinin altının oyulması, finansallaşmanın sadece sonuçlarıdır. Kısacası finansallaşma temelli kapitalizm, emeğin çıplak yaşamına gözünü diken ve Marazzi’nin deyimiyle “beden-makineyi” kapitalist değer üretmenin merkezine yerleştiren bir karşı saldırıdır.

Terapide Yeni Ufuklar I : Modern Postmodern ve Kısa Terapiler


İki ayrı seri olarak hazırlanmış olan Terapide Yeni Ufuklar psikolog ve psikolojik danışmanların hatta psikoloji ile ilgilenen herkesin terapilere karşı bakış açısını bir kez daha gözden geçirmelerini ve yeni farkındalıklar kazanmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Her iki kitapta yer alan terapi teknikleri, özellikle alışılmışın dışında metotları içeren tekniklerden seçilmiştir. Bu tekniklerin günümüzde psikolojiyle ilgilenen psikolog ve psikolojik danışmanların terapötik ortamdaki yaratıcı düşüncelerine katkı sağlayacağı ve hareket getireceği umulmaktadır. Psikoloji ve psikolojik danışmanlık öğrencilerinin alanda yetişirken ihtiyaç duydukları ve eksikliğini hissettikleri pratik ve işe yarar müdahaleleri kazanmalarının en etkili yolu, modern, postmodern ve kısa terapilerle tanışmalarıdır.

İslam’da Kadının Rolü : Türkiye’de Kadın


“İnsan” ait olduğumuz varlık türü, “insanlık” ise sahip olmamız gereken bir vasıftır. İnsan olarak yaratılmış olmamızda, insanlık vasfına sahip olmamız için gereken şartlar hazırlanmıştır. Akıl ve irade bunlardan başlıcasıdır. Aklı olmayan insan insanlıktan sorumlu sayılmayacağı için aklı olanın aklını kullanmaması affedilemez. İnsanın aklını ve iradesini, diğer bütün kabiliyetleri ile birlikte kullanarak insanlık yolunda başarılı ve mutlu olup mutlu etmesi de başaramayıp mutsuz olması ve mutsuz etmesi de kendi sorumluluğundadır. Bu kitapta işlemeye çalıştığım “İslam ve Kadın” konusu, başlangıçta bana biraz ters gelen bir konuydu. Benim yetişme tarzıma ve İlahiyat tahsilim boyunca Kuran'dan öğrendiklerime göre İslam, kadına ve erkeğe göre ayrı ayrı değil, insana hitap eden bir kitaptı. Öyleyse bu kitaptaki bilgiler ve öğütler, bir bütünlük içinde, mesela “insan ve Allah”, “insan ve insanlar”, “insan ve diğer varlıklar”, “insan ve çevre” gibi adlar altında değerlendirilmeliydi. Fakat kadın sorunları giderek İslam'a o kadar çok bağlandı ki, kendimi pek çok yerde “İslam ve kadın” konusunda konferanslar verirken bulmaya başladım.Tarihin izlerine baktığımızda insan kitlelerinin kabiliyetlerini her zaman aklın rehberliğinde kullanmadıklarını görüyoruz. Oysa artık peygamberler çağı da bitmiş, insanlar kendi çabaları ile başbaşa bırakılmıştır. Geçmiş zamanların cinsiyet farklılıklarının, din ve mezhep savaşlarının yerini işbirliğinin ve insanlık yolundaki yarışların alması gerekiyor. Enerjilerimizi cinsiyet ayrımcılıklarından temizleyip savaşa değil barışa yönlendirmek daha pek uzun zaman gerektirebilir. Fakat başlamak önemlidir. Farklı cinsiyetlerin de, Akılların ve iradelerin de, dinlerin ve mezheplerin çok derinlerden kaynaklanan güçlerinin yardımlaşmasına ihtiyacımız vardır. Mutlu olup mutlu etmeyi başaracağımız günlere erişmek üzere yapacağımız çalışmalara bu kitabın bir katkısı olsun istedim, kabul edilsin dilerim.

İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı


İnternet gazeteciliği, blog yazarlığı ve sosyal medya… Özellikle son on yılda kendinden söz ettirmeye başlayan bu üç kavram bugün hayatlarımızı çepeçevre sarmış durumda. Artık haberleri internet gazetelerinden alıyor, hemen her konuda blog yazarlarına danışabiliyor ve zamanımızın büyük bölümünü Twitter, Facebook veya Youtube gibi sosyal ağ ve paylaşım sitelerinde geçiriyoruz.Okan Yüksel, blog yazarlığıyla başlayıp internet gazeteciliğiyle sürdürdüğü kariyerini bugün uluslararası bir yayın ağının sosyal medya prodüktörü olarak devam ettiriyor. Bu kitapta blog yazarak nasıl başarı kazandığını, internet gazeteciliğinin diğer yayın türlerine göre nasıl avantaj ve imkanları olduğunu kendi deneyimlerinden yola çıkarak anlatıyor. Kitabın son bölümünde ise sosyal medyanın dünyamızda yarattığı değişim ve dönüşüm üzerinde duruyor.Bu kitabı okuyunca hayatınız elbette değişmeyecek! Ancak bu kitabı okuduktan sonra açacağınız bir blog, internet gazetesi veya sosyal medya ağlarında yapacaklarınız hayatınızı mutlaka değiştirecek.  

Musibet Şafağı


Musibet Şafağı Sizi Kanlı ve Romantik Kraliyet İngiltere’sine Götürecek. Ölmekten Korkmayın, Burada Ölüler Bile Yaşıyor!   Bennet kardeşler, İngiltere kırsalında huzurlu bir yaşam sürüyor, günlerini kitap okuyup bahçeyle ilgilenerek ya da müstakbel kocalarını hayal ederek aylaklık içinde geçiriyordu. Ta ki, köy kilisesindeki bir cenazede, işler feci ve hiç beklenmedik şekilde sarpa sarana dek. Birdenbire, toprağın yumuşak bağrından cesetler fışkırmaya başlamıştı. Cesetler üst üste yığılırken, Elizabeth Bennet, hanım hanımcık bir genç kızdan acımasız bir zombi avcısına dönüşecekti. Bu kanlı hikâyenin en büyük sürprizi ise Elizabeth’in aşkı için rekabete girişen iki adamdı. Genç kadına öldürmeyi öğreten güçlü savaşçı Efendi Hawksworth ve yaşayan ölüleri kaba kuvvet yerine bilim yoluyla dize getirmenin yollarını arayan Doktor Keckilpenny. Peki, Elizabeth’in kalbini hangisi kazanacaktı? Yoksa kalpleri akın akın gelen zombi sürüsüne yem mi olacaktı? Romantizm, aksiyon, komedi ve üstüne üstlük yalpalayan cesetler ordusuyla tozu dumana katan Musibet Şafağı, JaneAusten’ın kemiklerini kıskançlıktan sızlatacak –ve hatta belki de böylesine bir efsaneyi ‘hortlatacak’ (mezarından kaldıracak)!    STEVE HOCKENSMITH ödüllü bir yazar ve gazeteci. Eleştirmenlerin yere göğe sığdıramadığı romanları “komik ötesi” (Entertainment Weekly), “göz kamaştırıcı” (The Boston Globe), “zekice” (The New York Times), “gülmekten kırıp geçiren” (Publisher’s Weekly), “olağanüstü eğlenceli” (Booklist) ve “acayip orijinal” (The Pittsburgh Post-Gazette) olarak nitelendirilmiştir. Yazar, eşi ve iki çocuğuyla birlikte Alemada, California’da yaşıyor.  

Osmanlının Sürgün Şairleri


Osmanlı edebiyatının üretildiği 13-19. yüzyıllar arasında yaşamış ve eser ortaya koymuş Osmanlı divan şairleri arasında çeşitli sebeplerle sürgüne gönderilenler olmuştur. Onları, sürgüne gönderilen başka meslek gruplarına ait kişilerden farklı kılan nokta, yazdıkları şiirler. Osmanlı’da şairlerin yazdıkları şiirleri dolayısıyla mı yoksa başka sebeple mi sürgüne gönderildikleri merak edilen bir konu. Tuba Işınsu Durmuş’un çalışması, bu soru çerçevesinde, şairlerin gönderildikleri belirli sürgün mekânlarının olup olmadığı, şairlerin ne şekilde cezalandırıldıkları ve şairlerin sürgündeyken yazdıkları şiirleri bağlamında Osmanlı’da bir sürgün edebiyatı var mıydı sorularının cevaplarını aramakta.  

Annemdeniz


Annemdeniz   yüreğini defalarca dinler misin anne sırrını öğrenmeden denizlerin usulca sevişir gidip geldikçe kıyılara rüzgârla getirir kokusunu dünyanın. matemini dindirir misin martıların sarılır mı yaraları, kuşanır mı aşkla bir daha! dalgaları şımartır mısın yeniden göğe uzanan renkli bir uçurtmayla  aklımda uyuyan denizleri çığlık çığlığa dalgalandırır mısın anne  söyle… yamanır mı kuş sürüleriyle gök gemilerle deniz, insanla yeryüzü…

Tex Klasik Seri 3 : Şiddet Saati : Savrulan Bir Pençe


 Büyük bir mutlulukla söylüyoruz ki Teks Willer ve arkadaşlarının tadına doyulamayan maceralarını artık Çizgi Düşler yayımlıyor.  Bir önceki sayıda başlayan Kara Düğüm macerası tüm hızıyla devam ediyor... ŞİDDET SAATİ (Tex 173: Yazar: Gianluigi Bonelli; Çizer: Guglielmo Letteri)  Ejderha’nın Kızı adıyla San Francisco’nun Çin Mahallesi’ne dehşet saçan çetenin, artık karşılarında çok tehlikeli insanlar olduğunu anlama vakti gelmiştir. Teks ve dostları, zalim Çinlileri anlayacağı dilden konuşmaya başlamış ve etraf tam anlamıyla bir kan gölüne dönmüştü... SAVRULAN PENÇE (Tex 174: Yazar: G. Bonelli; Çizer: Guglielmo Letteri)  Teks’in peş peşe vurduğu darbelere cevap vermek zorunda kalan çete, hemen karşı saldırıya geçer ve Kit Carson’u kaçırır. Gümüş Saç’ın içinde bulunduğu ölümcül tehlike, Teks ve arkadaşlarını çok daha kararlı ve saldırgan bir ruh haline sokmaktan başka bir işe yaramaz. Çin Mahallesi’ndeki dehşet verici mücadelede artık son perdeye gelinmek üzeredir...   


Beni Hatırla ?

Şifremi Unuttum ?