Yeni Türkiye'nin Kadınları


Yeni Türkiye; totaliter devletin, vesayetçi yönetimin, tek boyutlu bir toplum tasarımının, halk karşıtı bir duruşun olmadığı bir tasavvur.. Yani demokrasisi normalleşen, kimliklerin hepsine eşit mesafede duran, ekonomisi büyüyen, uluslar arası itibarı olan bir Türkiye.  Yeni Türkiye çok şey vaat ediyor… Yeni Türkiye kadınların kılık kıyafetine takılmıyor, dilindeki şivesine bakmıyor, ismine-kökenine dinine mezhebine karışmıyor… İdeal bir kimlik dayatmanın ötesinde bireyin tercihlerini önemsiyor… Yeni Türkiye, özünde var olan vizyonu yeni bir perspektifle hayata geçiriyor. Her biri asli birer unsur olan kimliklerin özelliklerini koruyarak onlara bu ülkenin vazgeçilmez zenginlikleri olduğu hissini yaşatıyor.  Bu kitapta, bu toprağın kadını ‘ana’ duygusuyla yeni fikirler, yeni idealler, yeni hedefler doğuracak ülkenin geleceğinde tutkal vazifesi görecektir. İşte tam da bu noktada, Yeni Türkiye hangi değerler üzerinde yükselecek? Yeni Türkiye nasıl inşa edilecek? Türkiye mozağini yansıtan kadınlar ne düşünüyor? Kim bu kadınlar? Sorularına cevap arandı.  Yeni bir Türkiye, Yeni bir Dünya için…

Yaşlanmak Ayrıcalıktır Yaşlanmak Bilgeliktir


Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Kaynak Selekler, Hacettepe Üni­versitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim dalında öğretim elemanı olarak 42 yıl çalıştıktan sonra 2010 yılında emekli oldu. Bunamalar, alzheimer hastalığı, konuşma bozuklukları ilgi alanıdır. Akademik ortamlardaki faaliyetleri yanın­da, alzheimer hastalığı konusunda toplumu bilgilendirici/bilinçlendirici kon­feranslar verdi, medya yayınlarına katıldı. Alzheimer Orta Yaşta Başlar kitabı 2012 de ALFA Kitapları tarafından yayımlandı. “Artık elimizde bilgeliğin yaşla birlikte geldiğinin ve beyin yaşlandıkça kaynak­larım daha iyi kullanmayı öğrendiğinin nörobiyolojik kanıtı var.” Dr. Oury Monchi “İnsan ak saçlarla değil, yıllar geçtikçe bilenen zekâsıyla yazar kitapları.” Cervantes Yaşlılar hayat problemleri karşısında, gençlerin sahip olamayacağı kadar geniş ve kullanışlı çözümler içeren bir davranış repertuarına sahiptir. Bu sahip oluş bilgeliğin ta kendisidir.” E. Goldberg “Yaşlanmadan akıllanmayı çok isterdim.” Bernard Shaw Zekâ -nar, ayva, portakal gibi- geç renk ve koku kazanan bir sonbahar ürünü­dür. En az kırk sene güneşte pişmeden bu asil meyve ballanmıyor.” Ahmet Haşim “ Herhalde çocuktum ve aile arasında konuşulurken babamın 40 yaşında olu­ğunu duydum. İçim cız etti ve dedim ki ne kadar yaşlı babam varmış... Ben sanıyorum ki 80 yaşımdayım, galiba en genç yaşımdayım.”  

Geleneksel Türk Mutfağından Seçmeler : Besin Öğeleri Açısından Değerlendirilmesi


Dünyanın ilk üç mutfağı arasında yer alan Türk mutfağının başka kültürlere de tanıtımı ve yaygınlaştırılması son derece önemlidir. Ulusal ve uluslararası alanda Türk Mutfak kültürünü tanıtan kitaplar, broşürler, dergiler ve bilimsel çalışmalar hazırlanması ve yaygınlaştırılmanda fayda vardır. Bu nedenlerle özenle hazırlanan kitap sadece öğrenciler için değil Türk ve Dünya Mutfaklarına ilgi duyan, alana gönül ve emek veren herkese katkı sağlayacak nitelikte bir çalışma olmasını dilemekteyiz.

Reklam Ustaları 1


Reklam Ustaları 1, reklamcılığı reklamı yaratanlar ve bu yaratım sürecini yönetenler bağlamında anlatmaya çalışan bir kitap. Ancak Reklam Ustaları 1’den yola çıkarak aynı zamanda 19. yüzyılın sonlarından 21. yüzyılın başlarına değin Amerika ve Avrupa’da reklam sektöründe olup bitenleri ve yaşanan değişimleri, yani reklamcılığın dünyadaki tarihsel serüvenini de görmek mümkün. Müge Elden ve Uğur Bakır’ın editörlüğünü yaptığı kitapta 19 yazar, dünyada reklamcılığın gidişatını şekillendiren 17 farklı reklam ustasını okuyucuyla buluşturuyor. Kitapta ele alınan ustalar, yaşamları, reklam anlayışları ve ortaya koydukları başarılı reklam kampanyaları çerçevesinde derinlemesine irdeleniyor.  

Yıldızın Parladığı Anlar : On Dört Tarihsel Minyatür


“Çağları aşan bir kararın bir tek takvime, bir tek saate, çoğu kez de yalnızca bir tek dakikaya sıkıştırıldığı trajik ve yazgıyı belirleyici anlara, bireylerin yaşamında ve tarihin akışı içinde çok ender rastlanır. Ben böyle anları İnsanlık Tarihinde Yıldızın Parladığı Anlar diye adlandırdım; çünkü onlar, tıpkı yıldızlar gibi, hiç değişmeden geçmişin karanlığına ışık tutmaktadırlar. İşte bu kitabımla, değişik zamanlara, değişik bölgelere ait kimi önemli anları, İnsanlık Tarihinde Yıldızın Parladığı Anlar’ı anımsatmaya çalıştım. Kitapta yer alan tarihsel olayları anlatırken, gerçekleri hiçbir biçimde değiştirmedim, katkılarımla renklendirip zenginleştirmedim. Çünkü tarih, kusursuzluğa ulaştığı böylesine eşsiz anlarda, kendisine yardım için uzanan ellere gereksinim duymaz.” Stefan Zweig, 14 ayrı tarihsel olayı, 14 biricik anı ele alarak, insan-oğlunun kaderle ilişkisine bambaşka bir açıdan bakıyor. Tarihe geçmek diye gözümüzde büyüttüğümüz olguların aslında nasıl da anlık kararlara, gecikmelere bağlı olduğunu, bir anlık hatayla koca imparatorlukların çöküvereceğini, her şeyin sonunda tarih denilen tozlu sayfalarda eşitleneceğini çok yalın bir anlatımla dile getiriyor. Kimler yok ki bu anlık kararların, dönüm noktalarının eşiğinde karşımıza çıkanlar arasında: Fatih Sultan Mehmet, Napoléon, Goethe,Lenin, Dostoyevski, Tolstoy… Fetihler, keşifler, yıkımlar, büyük yaratıcılık anları…  

Bütün Şiirleri : Hamit Macit Selekler


Temiz, pürüzsüz bir aşkın, kitabın diğer bütün şiirleri gibi muntazam vezin, tam kafiyelerle örülmüş şiirleri. Onları, bir aşk saadetini tadabilmek için sık sık okuyorum... Ne diyeyim, dostum Hamit Macit, ben de böyle aşk şiirleri yaza­bilmenin sırrına ermek isterdim! Ziya Osman Saba Hamit Macit iyi bir insan ve iyi bir sanatkârdır.. .Güzele, iyiye ve yüceye her an hasret çeken, her an hasretini dile getiren, kendisine olduğu kadar okuyanlarıy­la, dinleyenlerine de gündelik kaygılardan ve hasis menfaatlerden ötede, büyük ve güzel, yüce ve derin şeylerin göğünde kanat alıştıran bir rehber...” Behçet Kemal Çağlar “Unvanların ötesinde, üstünde değerli bir şairdi Selekler...Tesadüf, birkaç şiirini, bir kitabını okumuş olan edebiyatseverleri ısıtacak güçte ve adını unu- tuşlardan uzun süre koruyacak güçte bir şairdi Selekler...Temiz, beyaz duygu­ların; vefa, dirlik - düzen ve iyilik, özlemlerinin şairiydi” Behçet Necatigil Her şeyden önce kusursuz biçimci, bizde ilk kez tam anlamı ve disiplini ile “Sone”ler yazmış, dizeleri “Enjambement” denilen atkılarla birbirine ekle­mesini ustaca başarmış, şiirin bütününde en az kusur bırakmış, aydınlık ve pürüzsüz; Türk şiirinde ayrı ve belirli bir yeri bir kişiliği olacak, unutulamaz, geçiştirilemez, iyi ve alabildiğine insancıl, üstelik mütevazı bir şair.

Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun : Çocuğunuzla Doğru İletişim Kurmanın Yolları


Çocuğunuzla doğru iletişim kurmanın yolları Çocuğunuzun ne hissettiğini nasıl anlarsınız? Azarlamadan ya da cezalandırmadan ona nasıl yol gösterirsiniz?Çocuğunuz isteklerinde ısrar ettiğinde ne yapmalısınız?Onunla doğru iletişim kurabilmek için hangi yolu izlemelisiniz? Çocuklar mutluysa anne babalar da mutludur, ya da tam tersi. İki tarafın da mutluluğuna giden yol, doğru iletişimi kurmaktan geçer. Çocuklar genellikle anne babalarının kendilerini anlamadığını düşünür, anne babalar da çocuklarına söz dinletemediklerinden şikâyet ederler. İletişim sorununu çözmek ise yetişkinlerin sorumluluğundadır. Bunun ilk adımı da yaşı kaç olursa olsun çocukların da birey olduklarını unutmamaktır. Anne babalar ile çocuklar arasındaki iletişim sorunundan yola çıkan Adele Faber ve Elaine Mazlish, bu kitapta anne babaların “Çocuğumla nasıl iletişim kurabilirim?” sorusuna yanıt arıyorlar. Çocukların duygularına gerçekten saygı göstermenin ve ceza yerine yaratıcı çözümler sunmanın onların kişilik gelişimi için önemini ortaya koyuyorlar.  Örnek diyaloglar ve karikatürlerle uygulaması kolay yöntemler sunuyorlar. Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun sadece anne babalar için değil, aynı zamanda eğitimciler için de destekleyici, samimi ve etkili yöntemlerin olduğu bir rehber niteliğinde.   

Can Sıkıntısının Eğlenceli Tarihi


Peter Toohey edebiyattan sanata, modern tıbbi araştırmalara kadar geniş bir yelpazede ustalıkla dolaşıp hiç mi hiç sıkmayan bir tarihi konu ediyor. Her şeyin bir tarihi var. Düşüncelerin, alışkanlıkların, doğaüstü  varlıkların,  gizlice sevdiğimiz, korktuğumuz şeylerin aşina olunan ama bilinmeyen tarihi. Başrolünde savaşların, devletlerin, büyük adamların olmadığı bir tarih. Karşınızda yepyeni bir dizi: Renkli Tarih! Can sıkıntısının tarihi olur mu? Peter Toohey’e göre bal gibi olur… Çocukça görülen can sıkıntısı tarih boyunca farklı kültürlerde, farklı adlarla var oldu. Modern bireyin can yoldaşı, melankolinin, bazen depresyonun akrabası can sıkıntısı, entelektüellerin peşini bırakmadı. Jean-Paul Sartre’ın Bulantı’sı, Gonçarov’un sıkkın Oblomov’u, Orhan Pamuk’un İstanbul’a sinen hüznü… Peter Toohey edebiyattan sanata, modern tıbbi araştırmalara kadar geniş bir yelpazede ustalıkla dolaşıp hiç mi hiç sıkmayan bir tarihi konu ediyor. Bu kitap açık bir zihni canlı tutacak güzel bilgilerle dolu.Alain de Botton, The Times Çok az yazar konusunu Peter Toohey kadar eğlenerek, heyecanla ve hatta tuhaf  bir sevinçle ele alabilir. Toohey sıkıcı tek bir sayfa yazmaktan âciz görünüyor.Daily Telegraph  

Tuhfe-i Hattatin


KLASİK’in 100. eseri Müstakimzâde’nin şaheseri Tuhfe-i Hattâtîn, 2066 hattat ve Osmanlı/Türk sanat tarihi hakkında emsalsiz malumat ile okurlarının karşısına çıkıyor.İslâm tarihinin ilk asırlarından, eserin kaleme alındığı on sekizinci yüzyıla kadar yaşamış bütün hattatların biyografilerini içerme iddiasını taşıyan ve otuz yıllık bir sürede tamamlanan Tuhfe-i Hattatîn sahasının eşsiz eserlerinden birisidir.  On sekizinci yüzyılın ikinci yarısında dönemin ilim ve kültür merkezi İstanbul’da, Müstakimzâde’nin eliyle hayat bulan bu eser, hat sanatının özellikle Osmanlı topraklarındaki macerası için vazgeçilmez bir kaynaktır. Müstakimzâde, kendi dönemi için İstanbul başta olmak üzere önemli şehirlerinin nüfusunu elekten geçirmiş; İstanbul kütüphanelerinde mahfuz eserleri, hususi koleksiyonları, müzayedelerde gördüğü güzel hatlı metinleri, bizzat katıldığı icazet merasimlerini ve tabii ki tecrübelerini ve müşahedelerini kullanarak şahane bir eser vücuda getirmiştir. Bu özellikleriyle eser, sadece bir hattatlar biyografisi değil, dönemin ilim ve kültür hayatına dair ayrıntılar içeren, yanısıra geleneksel sanatların hemen tamamına dair önemli da malumatlar veren bir şaheserdir.Arap alfabesi ile basılan son eser olan Tuhfe-i Hattâtîn, yazıldıktan 226 basıldıktan 86 yıl sonra Mustafa Koç’un titiz çalışmasıyla Latin harfleriyle ilk defa karşınızda. Mustafa Koç eseri yayıma hazırlarken Tuhfe’nin kaynaklarına dair önemli bir “giriş” kaleme aldığı gibi metinde tercüme ya da açıklama gerektiren hususları notlandırmış, maddebaşlarının yazımında kullanılan kaynakları ve kitapta hayatları anlatılan hattatlarla ilgili mütekip dönemlerde ortaya çıkan kaynakları da birer not olarak eklemiştir.

Bir Yanımız Yanardağ


Sen illegal değilsin, yeryüzünün asıl sahibisin Bu bilinçle bas toprağa,senin varlığın güllerin açmasıyla uyumludur.Yağmurun gözlerindeki ışıltısıyla anlaşmalıdır varlığın.Güven duy.İç bütünlüğünü oluştur.Coşkulu çağlayanın çarmıhlarda oluşu ,şelaleye ramak kalışın göstergesidir.Sen illegal değilsin.Umut sensin.O bilmese de gardiyanın düşünü süsleyensin,basitlik geçmesin yörenden.Utanma ,kaçma kendinden.Esenlik iklimiyle uyumlu oldukça, yenilgi yok kitabında. Yenilgi yok !Senden başka kim sahip buna ?Davran ! Bir tebessümün bile, sağ yan meleğini harekete geçiriyor,bu ne dehşetli imkan!Müslüman olmak,yeryüzünde erişilebilecek en büyük payedir,unutma !Canı sahibine o uğurda verebilmek,zirvesidir yaşamanın.Ölüm sonrası sözlere sahipsin .Ölüm sonrası mekanların var.Uğruda bilinçle kaybetiğin herşeyin hesaba sığmaz karşılığıyla karşılaşacaksın orada.Havsalanı zorla !

İpekyolu'nda Afganistan'a


İpekyolu’ndan Afganistan’a kitabında Erdem Bayazıt, Afganistan halkının 30 yıl önce koca bir Sovyetler Birliği’ni dize getiren şanlı bir mücâdelesinin hikâyesini anlatıyor. Giderek ve yerinde bizzat gözlemleyerek. Yüreğini İslâm coğrafyası üzerine harmanlamış bir mümin duyarlılığı ile kaleme alınmış roman da diyebilirsiniz buna. Tam 30 yıl önce ilk baskısı yapılan bu kitabın yeni baskısını, çeyrek asrın ardından olaylara aynı zaviyeden bakanlar, “Bu direnişin sonucu böyle mi olmalıydı?” sorusu eşliğinde hüzünlü bir duyguyla okuyacaklar. Umudunu hiç yitirmeyen, çevresine hep gençlik aşısı yapan “Yedi Güzel Adam”dan biri olan Erdem Bayazıt’a, “Dünyanın kalbini dinle geliyor adım adımDallar meyvaya dursun toprak tohuma dursunİnsan barışa dursun selama dursun zamanSabır savaş zafer! Adım: MÜSLÜMAN!” diyen koca şaire rahmet olsun!

İmdat İşaretleri


İmdat İşaretleri, “genç yaşta aldığı ödüllerle dikkat çeken” Devrim Dirlikyapan’ın 16 yıllık uzun bir aradan sonra yayımladığı üçüncü şiir kitabı... Yollar ve şehirler, anılar ve hayaller arasında parçalanmış bir hayatın kimi zaman sessiz kimi zaman soluk soluğa işaretleri… Lefkoşa’dan Varşova’ya, Gezi Direnişi’nden kentsel dönüşümlere, akademiden casinolara, çok sevmenin mürekkebinden kendine dökülen nehir’lere, kaybolmuş yıllardan donmuş anlara yayılan geniş bir atlasın şiirleri… Her şeye rağmen parçaları birleştirmeye çalışan bir yap-boz mahkûmunun dinmek bilmeyen çağrısı belki de… “Sisin içinde yola çıkan iç konuşmaların uğultusu”… Müzikten sinemaya, edebiyattan tiyatroya yaptığı göndermelerle sesine ses katan onlarca imdat biçimi… sırtımda paramparça evimlekaplumbağanın izlerini arar gibi kardasusuyorum bir ağıtın parçaları arasındaşehrim benim, mutlu mahallemergen mafya elinde hayıflanan tenhaher yerde taşın gözyaşı, ağacın ağrısıcam kovanımı öldürmüşler yazık ki ömrümüz yokbunca talanı hatırlamaya yetecek kadarbu ülkenin anılarını nasıl onaracaklar  

Yabancıların Nezaketi : Ötekileştirmeye Karşı Gerçek Hayattan İyilik Kardeşlik ve Dayanışma Öyküler


Her biri bir filme, romana, öyküye konu olabilecek, yüzümüzü süsleyecek gerçek yaşam öyküleri. Hayal gücümüz artık iyiliğe, kardeşliğe, dayanışmaya çalışmaz oldu. Bu yüzden öğrencilerim, eş dost bir araya geldik ve anlattık, derledik, toparladık bu öyküleri; iyilik, kardeşlik, dayanışma gerçek hayatta çoğalsın diye... - Yusuf Eradam  

Kardeş Gibiyiz


“Ölümsüzlüğün diş macununu keşfedenlerden biridir Evgin. Yazarak yaşama tutunanlardan... Hayat Yeşil, Umut Mavi adlı ilk kitabında… “Çocukken tırmandığım ağaçlar şahidimdir; daha yapacaklarım var” diyerek yaşam çemberini tamamlamaya dair meydan okumuştu. Yaşamın içinde var olma deneyimini ağrılarına, skolyoz olan omurgasına inat, dik durarak veriyor. Dahası bu kitabında toplumsal sorunlara; toplumun en ağır yükünü sırtında taşıyan kadına eğiliyor. Akraba evliliği ve töre cinayetlerine değindiği bu hikâye aracılığıyla bir anlamda bizleri, düşler âleminden gerçek dünyaya geçiren o bilindik aromayla uyandırıyor: Diş macunu! Evgin kitaplarıyla ölümsüzleşmeye devam ededursun, gerçeğe uyanmak isteyenleri müthiş bir hikâye bekliyor. ‘Kardeş Gibiyiz’ kitabı: Bir gerçeğin anatomisi,  köhne dünyaya katı geleneklere, törelere başkaldıran bir eser…”                 —Yard. Doç. Dr. Ebru Güzel - Akademisyen/ Yazar- DB Dergicilik Yayın Danışmanı / Okan Üniversitesi Pazarlama ve Reklamcılık Blm. Bşk.  Evgin Atalay’ın bu romanı, akraba evliliklerinin insanların yaşamında nelere mal olabileceğini anlatıyor. Köyden kente göçün getirdiği sorunların yarattığı atmosfer içinde, sevgisi çalınmış kadınların dramını betimlerken akraba evlilikleri, töre cinayetleri toplumumuzun bir türlü tam olarak yüzleşemediği sosyal bir sorun ve Evgin Atalay’ın kaleminden bu sorun çıplak bir gerçek olarak okuyucuya sunuluyor.                                                   —Mehmet Y.Yılmaz – Gazeteci / Yazar / Doğan Burda Yayıncılık İcra Kurulu Başkanı  “Kardeş Gibiyiz, Evgin Atalay'ın ince uzun parmaklarının arasında tuttuğu ve varlık nedeni olan kaleminden ışıldayan bir yaşam enerjisinin ürünü olmakla kalmıyor, töreye, kadına yönelik şiddete de meydan okuyor... Bu genç yazarı içtenlikle kutluyorum.”                                                                   —Ece Vahapoğlu - Sunucu / Yazar "Evgin Atalay'ın kalemi engel tanımıyor. Onun yazını, en karanlık günlerinizde size umut olacak, sizi aydınlıklara taşıyacak."                                        —Güvenç Dağüstün - Opera Sanatçısı

Heves


Üniversiteyi kazanıp İstanbul’a gelen dostumuz neredeyse hayaline ulaşmak üzeredir. Ama sadece birkaç saatle kayıtları kaçırdığı için çok üzülmüştür. Hayal kırıklığına uğrayan dostumuz amcası sayesinde, ön kayıtlara başvurur. Fakat amcasına daha fazla yük olmamak için, bir yandan da iş arar ve ünlü olma hayalleri kurmaya başlar. İstanbul’daki kurnaz insanlardan saflığı yüzünden kurtulan bu genç dostumuzun hikâyesini çok severek okuyacaksınız.

Karabağ : Barış ve Savaş Süreçlerinde Ermenistan ve Azerbaycan


Karabağ, Sovyetlerin güneyindeki iki cumhuriyetin, Ermenistan ve Azerbaycan’ın; nihayetinde her iki ülkeyi de bağımsızlığa götüren, Sovyetler Birliği’nin sonunu getiren ve stratejik açıdan önemli bir bölgeyi on yıllarca sürecek bir çatışmaya sürükleyen bu ihtilafın içine nasıl düştüklerini kapsamlı olarak anlatan bir çalışma. Bir yanıyla modern tarih çalışması, bir yanıyla da siyasi bir analiz olarak karşımıza çıkan bu kitap; Güney Kafkasya içinde yapılan pek çok seyahate, gerek bölgede, gerekse Moskova ve Washington’da doğrudan yazar tarafından gerçekleştirilen 120’yi aşkın görüşmeye ve Politbüro arşivleri gibi tarihi açıdan çok değerli birincil kaynaklara dayanıyor. Kitapta tarihsel arka planı anlatan bölümler, ihtilafın Sovyetler döneminde nasıl çözümsüz kaldığını, Ermenistan ve Azerbaycan toplumlarının bu çözümsüzlüğü aşmak için nasıl çabaladığını, Politbüro’nun bu krizle başa çıkmakta nasıl başarısızlığa uğradığını, savaşın nasıl yaşandığını ve sonuçlandığını, uluslararası toplumun bu ihtilafın çözümünde nasıl sınıfta kaldığını gözler önüne seriyor. Karşımıza çıkan manzara ise, büyüleyici güzelliğe sahip bir bölgenin; tarihi önyargılar ve çatışmalardan dolayı yıkıma uğramış, karmaşık ve anlaşılması güç, ince ayrıntılarla dolu hâli...   10. yıldönümünde, kitabın güncellenmiş ve gözden geçirilmiş yeni baskısında, yazarın yeni önsözüyle birlikte; her iki ülkedeki en son cumhurbaşkanlığı seçimleri, Azerbaycan’ın petrol hamlesi ve bölgedeki silahlanma yarışı gibi 2012 yılına kadar yaşanan güncel gelişmeleri inceleyen yeni bir bölüm de yer alıyor. Kitabın yeniden yazılan sonuç bölümü ise, bu ihtilafın çözümsüz kalmasının sebeplerini ve çözüme dair olası senaryoları irdeliyor. Mihail Gorbaçov’un Sovyetler Birliği’ni sarsan ilk ihtilafın hikâyesini anlatan Karabağ, Sovyet sonrası bölgede yaşananlara dair kilit bir kaynak olmaya devam ediyor.

Alandaki Park


Öykülerle anlatılardan oluşan kitabın başında Gezi Parkı direnişinin bir yansılaması olan iki öykü, genç aklın kentini, bir anlamda özgür yaşamını, yaşam hakkını savunmaya kalkışının bir izdüşümü. “Güncel Olanlar” bölümündeki bu öykülere yaşananlardan kaynaklanan iki öykü daha eklendi. Dergilerde, seçmeler kitabında kalan birkaç öykü “Araya Girenler”i oluşturuyor.“Sondakiler” bölümündeki metinler, son dönemde yazılmış; daha çok kısa-öykülerle anlatılar. Son dördü de, hiçbir yerde yayınlanmadı. Öykülerin hepsi güncel olaylardan, toplumsal yaşamımızdan, insanın/insanların yaşama serüvenlerinden çiziktirilmiş resimler.

Şaşkın Kuğu Yavrusu : Şipşirin Öyküler


Usta yazar Nur İçözü’nün yazmış olduğu “Şipşirin Öyküler” dizisi okumaya henüz başlayan çocuklarımızın okuma becerisini geliştirirken aynı zamanda onlar için okumayı daha eğlenceli hâle getirmek için hazırlanmıştır. Basit cümlelerden daha uzun cümlelere doğru ilerleyen metinler, özgün ve kaliteli görsel öğelerle desteklenerek çocuk okurların beğenisine sunulmaktadır.

Lay Lay Lom : Şipşirin Öyküler


Usta yazar Nur İçözü’nün yazmış olduğu “Şipşirin Öyküler” dizisi okumaya henüz başlayan çocuklarımızın okuma becerisini geliştirirken aynı zamanda onlar için okumayı daha eğlenceli hâle getirmek için hazırlanmıştır. Basit cümlelerden daha uzun cümlelere doğru ilerleyen metinler, özgün ve kaliteli görsel öğelerle desteklenerek çocuk okurların beğenisine sunulmaktadır.

Kar Yağıyor : Şipşirin Öyküler


Usta yazar Nur İçözü’nün yazmış olduğu “Şipşirin Öyküler” dizisi okumaya henüz başlayan çocuklarımızın okuma becerisini geliştirirken aynı zamanda onlar için okumayı daha eğlenceli hâle getirmek için hazırlanmıştır. Basit cümlelerden daha uzun cümlelere doğru ilerleyen metinler, özgün ve kaliteli görsel öğelerle desteklenerek çocuk okurların beğenisine sunulmaktadır.

Bana Dikkatle Bakın : Şipşirin Öyküler


Usta yazar Nur İçözü’nün yazmış olduğu “Şipşirin Öyküler” dizisi okumaya henüz başlayan çocuklarımızın okuma becerisini geliştirirken aynı zamanda onlar için okumayı daha eğlenceli hâle getirmek için hazırlanmıştır. Basit cümlelerden daha uzun cümlelere doğru ilerleyen metinler, özgün ve kaliteli görsel öğelerle desteklenerek çocuk okurların beğenisine sunulmaktadır.

Aynadaki Kız : Şipşirin Öyküler


Usta yazar Nur İçözü’nün yazmış olduğu “Şipşirin Öyküler” dizisi okumaya henüz başlayan çocuklarımızın okuma becerisini geliştirirken aynı zamanda onlar için okumayı daha eğlenceli hâle getirmek için hazırlanmıştır. Basit cümlelerden daha uzun cümlelere doğru ilerleyen metinler, özgün ve kaliteli görsel öğelerle desteklenerek çocuk okurların beğenisine sunulmaktadır.

Çöl Tanrısı


Nehir Tanrısı ile başlayıp Yedinci Papirüs, Büyücüler Kralı ve 11.Yazıt ile devam eden“Mısır Dizisi” son macerasıyla soluklarınızı kesecek!Hem firavunun danışmanı hem de onun yetişkin iki kızı Tehuti ve Bekatha’nın koruyucusu olan köle haremağası Taita özgürlüğüne kavuşmuştur ama krallıkta da korkunç bir huzursuzluk hüküm sürmektedir. Antik Mısır’ın ezeli düşmanı kuzeyli kabilelerle savaş halindedirler ve Taita’nın zekice hazırladığı bir planla düşmanlarına karşı büyük bir sefere girişerek onları bozguna uğratmak zorundadırlar. Tabii eğer önlerine çıkan engelleri aşabilirlerse...Çöl Tanrısı’nda muhteşem maceralar, savaşlar, ihanetler ve aşkların yanında, Nil deltasından Mezopotamya’ya kadar uzanan egzotik bir yolculuğa çıkarak bir kahramanın yükselişine ve bir uygarlığın çöküşüne tanık olacaksınız.“Hayatımda okuduğum en iyi tarihi roman.” – STEPHEN KING“En güzel tarihi romanları Wilbur Smith yazar... Çöl Tanrısı kralların, kölelerin ve bir haremağasının öyküsünü anlatırken, Antik Mısır’ın görkemli yaşamını da gözler önüne seriyor.” – JAMES ROLLINS, Kemiklerin Haritası yazarıYAZAR HAKKINDAWilbur Smith 9 Ocak 1933’te şimdiki adı Zambiya olan Kuzey Rodezya’da doğdu. Bugüne kadar 30 roman kaleme alan yazarın kitaplarının tamamı 26 dile çevrilmiş ve tüm dünyada 100 milyondan fazla satış rakamına ulaşmıştır. Yirmi dokuz yaşında yazdığı ilk romanı ile adından söz ettiren yazar, otuz bir yaşında kaleme aldığı Bencil (When The Lion Feeds) isimli romanı ile büyük bir başarı elde etmiş ve o günden beri çok satanlar listelerinin vazgeçilmez ismi haline gelmiştir.YAZARIN ALTIN KİTAPLAR’DAKİ DİĞER KİTAPLARICourtney Dizisi (Bencil, Fırtına, Bir Serçe Düştü, Alev Kıyıları, Hükmedenler, Gazap, Şimdi Ölmek Zamanı, Tuzak, Yırtıcı Kuş, Mu-son Yağmurları, Mavi Ufuklar); Ballantyne Dizisi (Leopar Karanlıkta Avlanır, Meleklerin Gazabı, Şahin); Mısır Dizisi (Nehir Tanrısı, Yedinci Papirüs, Büyücüler Kralı, 11. Yazıt); Lanetliler Körfezi, Maceracılar, Şeytan Çığlığı, Bir Avuç Kum, Deniz Kadar Aç, Vahşi Adalet, Fillerin Şarkısı, Gökleri Süsleyen Kartal, Güneşin Zaferi, Avcının Kaderi, Tehdit Altında Kısırdöngü

Atlasın Bir Ucunda


 İnsan bir gün kaybetse de Rüyası hatırlatır kaybolan gezegenlerin haritasını   Ağır ağır yürüyüp geçersin o yoldan Atlasın bir ucunda Zamansız bir manastır gibi Beklerken bulursun beni   Dikkat! Pelin Özer’in şiiri tehlikelidir. Can damarlarınızda hissedebilirsiniz onu. Zafer Şenocak

Devlet Sırrı


Pınar sevgilisi ile çıktığı Rusya gezisinde yetmiş yıl önce ölen büyük dedesini tanıyan yaşlı bir çiçekçi kadın ile tanışır. Gazeteci olan genç kız, Türkiye’ye döndüğünde ailesi hakkında bir kitap yazmaya karar verir. Rusya’da, Türk istihbarat ajanı olarak görevliyken bir cinayete kurban giden dedesi Bekir Sami, kitabının başkahramanı olacaktır. Dedesinin geçmişini araştırmaya başlayan Pınar, yetmiş yıllık bir devlet sırrının yeniden gündeme gelmesine sebep olur. Bekir Sami’ye ait bilgiler ÇOK GİZLİ mührü ile saklanmaktadır. Ve bu dosyanın açılması üç devletin istihbarat örgütlerini harekete geçirir. Çiçekçi kadını bulmak için tekrar Rusya’ya giden Pınar, bir anda MIT, CIA ve FSB ajanları tarafından göz hapsine alınır. Üç devleti ilgilendiren yetmiş yıllık bu büyük sır nedir? Neden gerçekler saklanmak zorundadır? Pınar’la birlikte, bu gizemin tehlikeli yollarında koşmaya hazır mısınız?


Beni Hatırla ?

Şifremi Unuttum ?